Türkiye ekonomisinin büyüme beklentilerini açıklayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ekonominin 2026 yılını yüzde 3,3 büyümeyle tamamlamasını ve 2027’de büyümenin yüzde 4,2’ye yükseleceğini öngördüklerini söyledi. 2027 yılı bütçesini ise “dayanıklılık, refah ve dönüşüm” bütçesi olarak ifade eden Yılmaz, “2027’de küresel görünümde beklenen iyileşmenin ve dış talepteki toparlanmanın katkısıyla büyümemizin yüzde 4,2 seviyesine yükseleceğini öngörüyoruz. Önümüzdeki yıl cari açığın yeniden yüzde 2’nin altına inmesini bekliyoruz. Tüketici enflasyonunun 2027 yılı sonunda yüzde 21 seviyesine gerilemesini öngörüyoruz. Orta vadede ise kalıcı tek haneli enflasyona ulaşmayı hedefliyoruz. Eğitime ayırdığımız kaynak 3 trilyon 747 milyar lirayı bulmaktadır. Böylece merkezi yönetim bütçesinden yüzde 13,7 oranı ile en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz” diye konuştu. Yılmaz, hazırlanan bütçe teklifinin TBMM’ye sunulmaya hazır hâle geldiğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’inde düzenlenen 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Bağlama Töreni’nde bütçeye ve Türkiye ekonomisinin büyüme görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
2025 yılında yüzde 3,7 oranında büyüyen ekonominin 2026 yılını yüzde 3,3 büyümeyle tamamlamasını beklediklerini açıklayan Yılmaz, 2027 yılında ise küresel görünümde beklenen iyileşme ve dış talepteki toparlanmanın katkısıyla büyümenin yüzde 4,2 seviyesine yükseleceğini öngördüklerini söyledi. “Bütçemiz, üretim gücünü ve rekabet kapasitesini dönüştüren, kazanımları kalıcı sosyal refaha taşıyan ‘dayanıklılık, refah ve dönüşüm’ bütçesidir” diyen Yılmaz’ın konuşmasından satır başları şöyle:
Cevdet Yılmaz’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:
“Türkiye’nin üretim ve rekabet kapasitesini güçlendirecek”
“2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Maliye Bakanlığımız tarafından hazırlanmış ve Cumhurbaşkanımızın onayıyla 6 Eylül 2026 tarihinde yayımlanmıştı. Böylelikle 2027 bütçe hazırlığı da başlamıştır. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda 12. Kalkınma Planı esas alınarak güncellenen Orta Vadeli Program ile ekonomide dayanıklılığın korunması ve güçlendirilmesi temelinde, dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi tesis etmeyi, istihdamı artırmayı ve ekonomik kazanımların toplumun geniş kesimlerine yayılmasını sağlayarak gelir dağılımını iyileştirmeyi hedefliyoruz.
Bu çerçevede 2027 yılı bütçemizi, makroekonomik istikrarı koruyan, dezenflasyon sürecini destekleyen, kamu kaynaklarını etkin kullanan, yatırımı, istihdamı ve ihracatı güçlendiren, ekonominin dış şoklara karşı dayanıklılığını artıran, toplumsal refahı güçlendiren bir akılla hazırladık. Bütçemiz, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü daha ileri taşırken büyüme ve refahın toplumun tüm kesimlerine daha dengeli yansıtılmasını sağlayacaktır.
2027 yılı bütçemiz, zorlu bölgesel ve küresel koşullar karşısında ekonomimizin güvenliğini ve direncini pekiştiren, Türkiye’nin üretim ve rekabet kapasitesini güçlendiren, kazanımlarımızı kalıcı sosyal refaha taşıyan bir dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyon ve talimatları doğrultusunda tüm bakanlarımız, bağlı ve ilgili kamu kuruluşlarıyla hazırlanan 2027 bütçe teklifimiz Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmaya hazır hâle gelmiştir. 2027 yılı bütçesi, AK Parti hükümetlerimizin 25., Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 9., Türkiye Yüzyılı’nın 4. bütçesidir.
Kira artışları
Yeşil ve dijital dönüşüm politikaları, verimliliği ve rekabetçiliği bütüncül olarak artırmayı amaçlayan bir bütçe. İstihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyen ve sosyal refahı artıran bir yaklaşımla hazırlandı. 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artışla 276 milyar liraya yükseltiyoruz. Dar gelirlilere, engellilere ve yeni evlenecek gençlere yönelik sosyal konut yapımını hızlandırıyoruz. Kira artışlarını sınırlandırmak ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sosyal konut ve kiralık sosyal konut imkanını yaygınlaştıracağız. Sosyal konut üzerinde önümüzdeki dönemde hassasiyetle durmaya devam edeceğiz.
“Dış talep ve enerji kaynaklı etkiler sınırlı kaldı”
Makro-ekonomik temellerimiz sağlamdır. Ekonomimiz, küresel finansal koşulların sıkılaştığı, dış talebin zayıfladığı ve maliyet baskılarının arttığı bir dönemde dahi büyümesini sürdürdü. Dış talep ve enerji kaynaklı etkiler sınırlı kaldı. 2027 yılında küresel görünümde beklenen iyileşmenin ve dış talepteki toparlanmanın katkısıyla büyümenin yüzde 4,2 seviyesine yükselmesini öngörüyoruz. Program dönemi boyunca verimlilik odaklı politikalarla büyümenin kademeli olarak hızlanmasını ve 2029 yılında yüzde 5 seviyesine ulaşmasını hedefliyoruz.
“İşsizlik oranı yüzde 8 seviyesine gerileyecek”
2027 yılında büyümedeki ivmelenmenin etkisiyle istihdamın 657 bin kişi artacak. İşgücüne katılım oranı yüzde 53,4’e yükseleceğini ve işsizlik oranının yüzde 8 seviyesine gerileyecek. Bu yıl toplam mal ve hizmet ihracatımızın 410 milyar Dolar seviyesine ulaşmasını bekliyoruz.
“Cari açığımızın yeniden yüzde 2’nin altına inmesini bekliyoruz”
Cari açığımız ise savaş kaynaklı geçici yükselişe rağmen yüzde 2,6 düzeyinde, yönetilebilir seviyededir. Önümüzdeki yıl cari açığımızın yeniden yüzde 2’nin altına inmesini bekliyoruz.
“Enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme devam ediyor”
Enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme devam ediyor. Orta Vadeli Programla uyumlu şekilde dezenflasyon sürecini destekliyor, bütçe açığını kademeli olarak azaltıyor ve kamu borçluluğunu güçlü görünümünü koruyacak seviyelerde tutuyoruz.
“En büyük pay eğitime”
Eğitime ayırdığımız kaynak 3 trilyon 747 milyar lirayı bulmaktadır. Böylece merkezi yönetim bütçesinden yüzde 13,7 oranı ile en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz. Geçtiğimiz aylarda OECD’nin PISA raporu yayınlandı biliyorsunuz ve Türkiye üç dalda da puanını arttıran tek OECD ülkesi oldu. Bu bir tesadüf değil. Bu bütçe güçlü aile, güçlü ülke, dijital kalkınma, sosyal adalet ve yeşil dönüşüm ilkeleri etrafında şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun somut bir yansımasıdır.
Güncelleniyor…
( AA )