Dünya’nın dönüş hızındaki değişimler nedeniyle atom saatleri ile Dünya’nın dönüşüne dayalı zaman arasındaki farkı dengelemek için kullanılan “artık saniye” uygulamasında yeni bir döneme geçiliyor. Uluslararası karar, zaman ölçümündeki teknik uyumsuzlukların dijital sistemlerde yol açabileceği sorunları azaltmayı hedefliyor.
The Guardian’ın haberine göre, 1955 yılında sezyum atom saatlerinin geliştirilmesiyle zaman ölçümünde yüksek hassasiyetli bir döneme girildi. Ancak Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü sabit bir hızda gerçekleşmiyor. Okyanus hareketleri, Dünya’nın iç yapısındaki değişimler ve diğer doğal etkenler gezegenin dönüş hızını etkiliyor.
Bu durum, atom saatleriyle ölçülen zaman ile Dünya’nın dönüşüne dayalı zaman arasında fark oluşmasına neden oluyor. Söz konusu farkı belirli sınırlar içinde tutmak amacıyla geçmişte uluslararası saat sistemine bir saniye eklenmesiyle bilinen “artık saniye” uygulaması devreye sokuluyordu.
Ancak bu yöntem, özellikle bilgisayar ağları ve hassas zaman senkronizasyonuna ihtiyaç duyan dijital altyapılar açısından çeşitli sorunları beraberinde getirdi.
ARTIK SANİYE NEDEN KALDIRILIYOR
Artık saniye uygulaması, geçmişte bazı dijital sistemlerde ciddi aksaklıklara yol açtı. 2012 yılında yapılan bir saniyelik zaman ayarlaması sırasında Reddit ve LinkedIn gibi internet platformlarında teknik sorunlar yaşandı. Havayolu rezervasyon sistemlerinde de aksaklıklar görüldü.
Dünya’nın dönüş hızının son yıllarda zaman zaman artması ise yeni bir riski gündeme getirdi. Saatlerden bir saniye çıkarmayı gerektirebilecek “negatif artık saniye” uygulamasının, mevcut sistemlerde nasıl sonuçlar doğuracağına ilişkin kaygılar, uygulamanın geleceğine yönelik tartışmaları hızlandırdı.
Uluslararası Ağırlıklar ve Ölçüler Bürosu (BIPM) bünyesinde yürütülen çalışmalar sonucunda, artık saniye uygulamasının kaldırılması ve zaman sisteminin yeni bir modele geçirilmesi yönünde karar alındı. Yeni düzenlemenin 20 Mayıs 2027’de yürürlüğe girmesi planlanıyor.
YENİ SİSTEM GÜNLÜK HAYATI ETKİLEYECEK Mİ
Yeni düzenlemenin günlük yaşama doğrudan bir etkisinin olması beklenmiyor. Telefonların, kol saatlerinin ve bilgisayarların kullanımında insanların fark edeceği ani bir değişiklik öngörülmüyor.
Değişiklik esas olarak atom saatlerine dayalı Eşgüdümlü Evrensel Zaman (UTC) ile Dünya’nın dönüşünü esas alan astronomik zaman arasındaki farkın nasıl yönetileceğini ilgilendiriyor. Yeni yaklaşımda bu farkın daha geniş bir aralığa ulaşmasına izin verilecek. Bir saatlik düzeltmeye ihtiyaç duyulmasının ise binlerce yıl boyunca beklenmediği belirtiliyor.