Narsistik kişilik bozukluğu nedir?

Narsistik kişilik bozukluğu nedir?
Narsistik kişilik bozukluğu nedir?

Narsist kişilik bozukluğu gündemde. Narsist kişiler, kendilerini fiziksel ve ruhsal yönden aşırı beğenirler. Diğer insanlara göre kendilerini üstün görürler, sürekli beğenilme, ilgi ve onay beklentisi içindedirler. Gittikleri her yerde özel ilgi göreceklerini düşünür, üstün yerleri hak ettiklerine inanırlar. Peki, Narsist kişilik bozukluğu ne demek? İşte konuya ilişkin merak edilenler…

NARSİST KİŞİLİK BOZUKLUĞU NE DEMEK?

Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendi bedensel ve/veya zihinsel benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Kelime kökeni Yunan mitolojisinde bir kahraman olan Narkissos’dan gelir. Narkissos adını narkoza ve bir çiçek familyası olan nergisgillere de vermiştir. Narsisizmin ileri boyutlarda olmasına tıpta narsisistik kişilik bozukluğu adı verilmektedir. Sigmund Freud narsisizmi “dış dünyadan soyutlanan libidonun (cinsel enerji) egoya (ben) yönlendirilmesi” şeklinde açıklamıştır. Yani libidonun büyük bir depoda toplanır gibi egoda toplanması ve daha sonra nesnelere yönlendirilmesi; fakat kolaylıkla tekrar soyutlanarak egoya yönlenmesi durumudur.

Bebek dış dünya ile ilişki kuramadığı erken bebeklik döneminde gerçek bir narsisizm durumu içindedir. Libido dış dünyaya yönlendirilmemiştir. Bebeğin nesneleri ‘ben olmayan nesneler’ olarak algılaması aylar alır. ‘ben’ ve ‘ben olmayan’ arasında bir ayrım yapamaz. Dış dünyaya ilgi duymuyordur ve dış dünyada bile değildir. Bebek için tek gerçek kendisidir. Acıkması, susaması, üşümesi bebek için tek gerçekliktir. Bu durum ‘birincil narsisizm’ olarak tanımlanır.

Bebek büyüdükçe dış dünya ile ilişkileri artar ve dış dünya kurallarını öğrenir. Giderek libidosunu nesnelere yönlendirir; nesne sevgisi ve giderek nesnel düşünce ağırlık kazanır. İnsan her ne kadar libidosuna nesne bulabilse de mutlaka görece olarak bir ölçüde narsisist kalır. Bu durumu ‘ikincil narsisizm’ olarak tanımlanmıştır.

Narsisizm insan için yaşamını sürdürebilmesi açısından bir ölçüde gereklidir. Bazı durumlarda; kişinin narsisizmi toplum için, hatta kendi akıl sağlığı için makul oranlarda değilse; kişi akıl hastalıklarıyla karşılaşabilir. Önemli psikiyatrik rahatsızlıklar olan nevroz, paranoya hatta psikozda narsisizm etkileri görülmektedir. Birincil narsisizmde bebek dış dünyanın ayrımına varmamışken; ikincil narsisizmde dış dünya gerçekliğini yitirmiştir.

Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile hakketmiş sayarak en önde, en gözde ve tek olmak isterler. Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarını anlayamazlar.

Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Gerçekle bağdaşmayan, başkalarının zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında öfkelerine hakim olamaz, saldırganlaşır, çöker, hatta ağır psikotik tablolara girerler.

Nitelikli tepkiler eksiktir. Narsist kişi, herhangi bir gerçek ya da algılanan eleştiriye karşı misilleme arar; suçluluk, utanç ya da aşağılama duyguları üzerinde açık ya da gizli orantısız öfke ile hareket eder. Kin taşır.

Manipülatiftir, hedefe ulaşmak için başkalarından faydalanır. Herhangi bir şekilde iktidarı ele almak için her şeyi yapabilirler.
Kendilerini abartılı görürler. İnanılmaz derecede kendilerine önem verirler. Kendilerini üstün ve görkemli görürler, ilgi arayışında olurlar.

Başarıları, yetenekleri ve özelliklerini abartırlar.

Başarı, güç, güzellik, zeka ya da romantizm hakkında gerçekçi olmayan fantezileri vardır. Gerçeklikle yüzleşmek zorunda kaldıklarında aşırı derecede sinirli olurlar.

Başkalarından daha farklı muamele görmek isterler, bu hakkı genelde kendilerinde görürken sık sık “kurallar” dışında hareket ederler. Onlar için hiçbir şey yeterli değildir – aç gözlülerdir, sınırlardan yoksundurlar.

Başkalarını sorumluluk altında bırakmak veya kişiliklerini saklamak için cömert taklidi yaparlar, içlerinde kaba biri olsa ve kural tanımasalar bile.

Kibirli ve ukala biri olarak karşınıza çıkarlar. Dramlarında kurban rolü oynamakta üstlerine yoktur, kolayca insanları yanlarına çekerler.

Kişisel çıkarları için başkalarını istismar ederler, özellikle de şikayetlerde/davalarda (mesela “kuralları” kendi çıkarlarına kullandıkları yerlerden birisi) amaçlarını elde ettikten sonra karşısındakini düşünmezler.

Herkesi kademelendirirler. Kendilerini başkalarından üstün görürler ve kendilerinden aşağı kademede olduğunu düşündükleri kişilere tepeden bakarlar. Kendilerinden yüksekte olan kişilerle bir ilişki kurmak için fırsat aramalarına rağmen, derinde o kişileri kıskanırlar ve yeryüzünden onları silmek isterler.

Başkalarının değerini düşürmek ve böylece kendileri daha iyi görünmek isterler.

Diğerlerinden gizli ya da açık bir şekilde sürekli ilgi ve pozitif destek talep ederler.

Kıskançlık ve öfke duyguları ezici derecede fazladır.

Başkalarının duygularını tamamen hiçe sayarlar, ama aynı zamanda inanılmaz bir taklit yetenekleri vardır ve böylece empatik görünürler.

Rekabetçi yargılayıcı, obsesif ve çıkarcı olurlar.

Sadece “daha iyi için” oyuncu maskesini muhafaza ederken bencil hedefler peşinde koşarlar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*