Bilim insanları artık denizanalarının zihinlerini okuyabiliyorlar

Denizanalarını bilim dünyası için farklı kılan sinirsel aktivitelerinin tek bir noktada değil, vücutlarına dağılmış olması Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden bir ekip, denizanalarının akıllarında neler olup bittiğini görmenin bir yolunu buldu ve bulgular yakın zamanda Cell bilimsel dergisinde yayınlandı.

Bilim insanları, tamamen büyüdüğünde çapı sadece bir santimetre olan Clytia hemisphaerica adlı küçük denizanasını genetik olarak değiştirdiler ve bu parçalar meşgul olduğunda floresan ışığıyla parlayan nöronlara sahip oldular.

Denizanasının şeffaf gövdeleri, ekibin yaratıklar yüzerken, beslenirken veya yırtıcılardan kaçarken beyinlerinin çalıştığına ve bu sinir sistemlerinin davranışlarını nasıl kontrol ettiğine tanık olabileceği anlamına geliyordu.

İNSANLARLA UZAKTAN AKRABALAR

Çalışmanın ortak yazarı Brady Weissbourd, SciTechDaily tarafından elde edilen bir açıklamada, “Denizanası önemli bir karşılaştırma noktası çünkü insanlarla çok uzaktan akrabalar. Acaba ilk sinir sistemleri neye benziyordu?”

Weissbourd, bu uzak doğa araştırmasının, canlılarda dağınık beyin maddesi göz önüne alındığında sistem sinirbilimi için biyolojik yeniliklere ilham verebileceğini anlatıyor.

Ekip, örneğin bir denizanasının ağzı cerrahi olarak vücuttan çıkarıldığında belirli vücut bölümlerinin kendi başlarına nasıl çalışabileceğini görmekle ilgilendi.

Araştırmacılardan David J. Anderson, aslında sinirsel aktivitenin pizza dilimleri gibi dilimlere bölünmüş gibi göründüğünü söylüyor: “Bir denizanası tuzlu su karidesini bir dokunaçla yakaladığında, o dokunaçlara en yakın olan pizza dilimindeki nöronlar önce aktive olur, bu da karşılığında şemsiyenin o kısmının içe doğru katlanmasına ve karidesin ağza gelmesini sağlar.

Ekip, ilerlemeye devam ederken, denizanası beyinlerinin otonom pizza dilimleri olarak değil, bir bütün olarak nasıl çalıştığını anlamayı umuyor.

Anderson, “Yiyecek geçişi bağlamında, dokunaçların, şemsiyenin ve ağzın birbiriyle nasıl koordine olduğunu anlamak, sinir sistemlerinde modülerliğin işlevine ve bu tür modüllerin birbirleriyle nasıl koordinesine dair daha genel sorunlara ulaşmamızı sağlıyor” diyerek sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Nihai hedef, yalnızca denizanası sinir sistemini anlamak değil, aynı zamanda gelecekte daha karmaşık sistemleri anlamak için bir sıçrama tahtası olarak kullanmak.”

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.