Osmanlı Döneminde İç Çekişmeler – 1

Osmanlı Döneminde İç Çekişmeler – 1

Osmanlı dönemi en az Selçuklular kadar çekişmelerle ve iç kargaşa ile geçmiş zaman dilimini barındırmaktadır. Osman Gazi’den itibaren başlayan çekişmeler devletin aldığı tedbirler ve stratejiler ile sonuç bulabilmiştir. Öncelikle Osman Gazi zamanından başlayan Salih Alp’in ihaneti ve amcası Dündar Bey’in beylik istemesi ile başlayan süreçler, Abdülhamid han zamanında zirveye ulaşmıştır. Ara dönemlerde çokça yaşanan başka ihanetlerinde olması sürecinde, haremlerde yaşanan kadınların mücadelesi de bu iç çekişmelerin tuzu biberi olmuştur. İlk başta başlayan ihanetler Salih Alp’in Osman Gazi’ye ihaneti ile başlamaktadır. Osman Gazi, beyliğini kurmuş Bizans’ın üstüne sefer hazırlıkları yapacağı sırada bir benlik hevesine kapılan Salih Alp, Bizans tekfurlarıyla gidip anlaşarak Osman Gazi’nin öldürülmesi üzerine pazarlıklar yapmıştı. Beyliğin başına kendisinin geçmesi gerektiğini düşünen bu hain alp, Bizans kalesinde Osman Gazi adına verilen ziyafette ona tuzak kurulmasını bile sağlamıştı. Ancak tuzağı ters tepmişti. Kendiyle beraber hain adamları, kale içinde telef edilmişti. Tabii ki Bizans tekfuru da öldürülmüştü. Tabii ki Osmanlı’nın içindeki ihanetler süreci yeni başlamıştı. O sıralarda Dündar Bey, yeğeni Osman Gazi’den kendisine biat etmesini çünkü gerçek post sahibinin kendisi olduğunu öne sürmüştür. Osman Gazi ise adamlarıyla beraber, Dündar Beyi sıkıştırmış ve orada yay kirişi ile boğarak öldürmüşlerdir. Osmanlı kendi içerisinde çokça haini de, zaman zaman barındırmıştır. Bazen de gafil olan paşaların ihanete yakın tavırları sebebiyle idam edilmeleri söz konusu olmuştur. Tabii bazen de padişahların hataları sebebiyle iç çekişmeler büyük boyutlara ulaşmıştır.

Gafilliği ile büyük hatalar yapmış olan paşalardan birisi de Çandarlı Halil Paşa’dır. Çandarlı Osman Gazi’den bu yana vezir veren bir aile idi. Neredeyse her Osmanlı padişahına bir vezir vermiş ailenin kökeni, Osmanlı kadar eskiye dayanmaktaydı. Bu durum tabii olarak devlette iki başlılık yaratması dışında Çandarlı Paşa’nın İstanbul’un fethine karşı çıkması ile zirve yapmıştı. Çünkü biliniyordu ki Çandarlı ile Fatih hiçbir zaman anlaşamıyordu. Belki Çandarlı’nın sevdiği padişah Fatih değildi, belki de aklındaki şehzade o değildi. Onu bilemeyiz, Allah bilir. Lakin Fatih’in her seferindeki fütuhatlarına ve hamlelerine olabildiğince karşı çıkması da onun şimşekleri üzerine çekmesine sebep olmuştu. Ek olarak Çandarlı Paşa’ya ordunun tam bir sadakat ve sevgi ile bağlanması da onu hedef yapıyordu. Fatih’in ardından isyanlar tertip etmek ve onu zayıf düşürmek adına bazı hamlelere giriştiği (O zamanki Celali isyanlarında mektup gönderdiği kanıtlanmıştır.) kanıtlanınca hakkında hain kanısına varılması çokta uzun sürmemişti. Zaten İstanbul’un fethinden sonra Fatih’in ilk yaptığı işlerden birisi Çandarlı’yı idam etmek olmuştu. Bu kararı çok eleştirenlerde olmuştur, destek verenlerde. Lakin bu durumun oluşmasına sebep olan Çandarlı’nın hamleleri idi. Ondan sonra Yavuz dönemi gelmektedir. Yavuz Sultan Selim’in bu konularda diğer padişahlardan daha katı olduğu bilinmektedir.

Devlet idaresinde zaaf hiçbir zaman kabul edilebilecek bir durum değildir. Çünkü devletin iki başlı olduğu yerde her türlü melanetin geldiğini Osman Gazi dâhil, birçok padişah biliyordu. Esasen bizim tarihimizde anlatılmayan ise, her padişahın Selçukludan, Oğuz Yabgu ’ya kadar Türk tarihini iyi bilmeleri idi. Tarihi bilmeyen bir padişahın veya liderin geleceği çizebilmesi mümkün müdür? Ancak bizdeki bazı akıl evvel tarihçiler, Osmanlı padişahları Türk değildi vs. diyerekten Osmanlı tarihini aşağılamanın yolunu arıyorlardı. Hâlbuki Osmanlı Türk’ten daha fazla Türk bir devletti. Bunun en önemli göstergesini, o dönemki Avrupa kaynaklarında görebilirsiniz. Avrupa’da Müslümanlara hiçbir zaman Arap denmez Türk denirdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir